Varlık, zamanın aynasında durmaksızın şekil değiştirir. Ayşe Sevim bu eserinde, zamanın aynasına düşen akisleri, tarihin kadim fısıltılarını ve ruhun eskimeyen arayışlarını süzerek bugüne taşır. Her bir satırda, Osmanlı’nın nezaketle örülmüş dünyasından bugünün karmaşasına uzanan ince bir yol açılır. Yazar, kolektif hafızanın taşıyıcısı olan bu metinlerde geçmişi; şimdiyi ve geleceği anlamlandıran dinamik bir köprü olarak tasvir eder.
Geçmiş, şimdinin içinde yaşar; bir çay bardağının buğusundaki derviş selamı, mehterin sarsıcı sesi ya da eski bir sokağın aşınmış taşları, bu kitapta yaşayan bir bilince dönüşür. “Sohbet Medeniyeti” kavramı, irfana açılan bir pencere olur ve bilginin ötesindeki “hâl aktarımı” medeniyetin kurucu unsuru olarak ele alınır. Anlatıdaki fikirsel netlik, okuyucuyu tarihsel bir muhakemeye sevk ederek kültürel süreklilik inşasında temel bir dayanak noktası teşkil eder.
Kudüs’ün kandillerinden Medine’nin asil direnişine, Sokollu’nun devletine vakfettiği ömürden Plevne’nin destansı savunmasına uzanan denemeler, bir hatırlama çağrısıdır. Zamanın içinden süzülüp gelen cümleler, tarihin şahitliğini üstlenmenin ağırlığıyla zihinlerde yankılanır. Berrak bir dille damıtılan bu satırlar, aidiyet duygusunu tazelemek ve zamana yayılan o kadim bağı anlamlandırmak isteyenler için bir sığınak niteliği taşır.
Varlık, zamanın aynasında durmaksızın şekil değiştirir. Ayşe Sevim bu eserinde, zamanın aynasına düşen akisleri, tarihin kadim fısıltılarını ve ruhun eskimeyen arayışlarını süzerek bugüne taşır. Her bir satırda, Osmanlı’nın nezaketle örülmüş dünyasından bugünün karmaşasına uzanan ince bir yol açılır. Yazar, kolektif hafızanın taşıyıcısı olan bu metinlerde geçmişi; şimdiyi ve geleceği anlamlandıran dinamik bir köprü olarak tasvir eder.
Geçmiş, şimdinin içinde yaşar; bir çay bardağının buğusundaki derviş selamı, mehterin sarsıcı sesi ya da eski bir sokağın aşınmış taşları, bu kitapta yaşayan bir bilince dönüşür. “Sohbet Medeniyeti” kavramı, irfana açılan bir pencere olur ve bilginin ötesindeki “hâl aktarımı” medeniyetin kurucu unsuru olarak ele alınır. Anlatıdaki fikirsel netlik, okuyucuyu tarihsel bir muhakemeye sevk ederek kültürel süreklilik inşasında temel bir dayanak noktası teşkil eder.
Kudüs’ün kandillerinden Medine’nin asil direnişine, Sokollu’nun devletine vakfettiği ömürden Plevne’nin destansı savunmasına uzanan denemeler, bir hatırlama çağrısıdır. Zamanın içinden süzülüp gelen cümleler, tarihin şahitliğini üstlenmenin ağırlığıyla zihinlerde yankılanır. Berrak bir dille damıtılan bu satırlar, aidiyet duygusunu tazelemek ve zamana yayılan o kadim bağı anlamlandırmak isteyenler için bir sığınak niteliği taşır.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 154,10 | 154,10 |